Oyun Tescili Hakkında

Eserimiz, T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI, TELİF HAKLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ tarafından 10.03.2022 tarihinde 2022/6337 sayı numarasıyla tescil edilmiş ve tarafımızca ücretsiz olarak kullanıma sunulmuştur.

 

Dileyen herkes oyunumuzu herhangi bir ücret ödemeden, uygun oyun platformları aracılığıyla oynayabilir. Ancak, yayın hakları saklı olan oyunumuz hiçbir şekilde izinsiz kopyalanıp, yayınlanamaz. Oyunumuzu izinsiz yayınlayıp kullananlar hakkında yasal işlem haklarımız saklı tutulmaktadır.

 

Bir diğer hususta oyunumuzun kullanıcı potansiyelini reklam amacıyla değerlendirmek isteyen kişi ve kuruluşlar, başta T.C. AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI olmak üzere bağış kabul eden KAMU KURUMLARINA bağış yaparak tarafımızca uygun görüldükleri takdirde sitemizde ürün ve kuruluşlarının reklamlarını yapabilirler.

Oyun Hakkında

“Görmez Alp Efsanesi” isimli seri bilgisayar oyunu olarak tasarladığımız oyunumuzun amacı: görme engellilerin hayatlarını kolaylıkla idame ettirebilmeleri için ihtiyaç duydukları “acele etmemek, sakin ve soğukkanlı olmak, sabırlı olmak, dikkatle dinlemek ve cesaretli olmak” gibi davranışları kazanmalarına destek olmanın yanı sıra: trafik, sağlık, beslenme ve spor gibi yaşam süreçleri hakkında da doğru bilgi ve tutumlara sahip olmalarına katkı sağlamaktır.

 

Oyunumuz, refleks, hafıza, dikkat ve dinleme gibi zihinsel ve duyusal süreçlerin, ahlaki bilgi ve tutumlar ile temel yaşam bilgi ve davranışlarının hikâye edildiği metnin – bir algoritma mantığıyla, – dijital oyun mekanikleriyle senkronize edilmesi üzerine kurgulanmıştır. Hikâyenin belli aralıklarla kesilip, oyuncunun kendisine sorulan sorulara doğru cevap vermesinin yanı sıra karşısına çıkan canavar ve tuzak gibi engelleri aşmasının karşılığında ödül olarak hikâyenin kalan bölümlerinin dinlemesi algoritmamızın temel karakteristiğidir. Hikâyemizin, oyun mekanikleriyle desteklenerek anlatılması, oyuncuların- yaşayarak ve yaparak öğrenme- aracılığıyla öğrendikleri temel yaşam bilgi ve becerilerinin yanı sıra ahlaki bilgi ve tutumları yaşamlarına yansıtmalarını kolaylaştıracaktır. Oyunumuzun diğer önemli bir işlevi de dijital oyun teknolojilerinin faydalı amaçlar için de kullanabileceği yönüne bir farkındalık oluşturmasıdır. Gerek hikâyemiz gerekse oyun mekanikleri – beynimizin öğrenme doğası – esas alarak tasarlandığı için kullanıcıların etkili ve kalıcı bir şekilde öğrenmelerine destek olması da oyunumuzdan bir başka beklentimizdir.

 

Yukarıdaki açıklamalarımız ışığında oyunumuzun bilgisayar oyunları sektöründe oldukça yeni ve yenilikçi bir çalışma olduğunu düşünüyoruz. Şu an sürümde olan oyunumuz bir test çalışması olarak piyasaya çıkartılmıştır. Başta görme engelliler olmak üzere herkesin görüş ve önerilerini alarak oyunumuzu geliştirmek en önemli hedefimizdir.

Görmez Alp Komik Canavarlara Karşı

Defalarca dinleyenlerin bile her dinleyişlerinde dehşetle ürperdikleri “Görmez Alp Efsanesinin” bir parçası olmaya hazır mısın? O zaman beni dikkatle dinle. 


Bundan 2 milyar yıl önce Bahçe galaksisinde binlerce fasulye ve nohut gezegenine sahip olan iki açgözlü horoz yaşamaktaydı. Bu horozlar var ya bu horozlar yeni keşfedilen bir bamya gezegenini paylaşamadıkları için nükleer savaş çıkarmak üzereydiler.    


Fasulye ve nohuttan kazandıkları paralarla durmadan füze ve bomba yapan açgözlü horozların savaş hazırlıkları sürerken bazı ileri görüşlü insanlarsa kara kara düşünmeye başlamışlar. Çünkü savaşın sonunda galakside açlık ve susuzluk olacağını çok iyi biliyorlardı.


Ne yapıp edelim diye konuşurlarken içlerinden biri kuşburnu ve ıhlamur gibi en değerli besinlerimizin tohumlarını savaştan etkilenmeyecek bir yere saklayalım demiş. Başka bir insanda bu çok iyi bir fikir, ama nereye saklayabiliriz diye sormuş. Diğeri de: Lahana gezegeninin kuzeyinde çok derin ve kayalıklı bir kanyon var. Bu kanyonun ortasında da çok gizli ve korunaklı bir mağara var, oraya saklayabiliriz demiş. Diğerleri de bu fikri kabul etmiş ve hemencecik mekiklerine binip Lahana gezegenine gitmişler; en değerli besinlerinin tohumlarını saklayarak çaresizce savaşın çıkmasını beklemişler.


Ve herkesin korku içinde beklediği o gün gelip çatmış. Horozlar ellerinde ne kadar bomba ve füze varsa birbirlerine fırlatmaya başlamışlar. Hatta savaşı başka gezegenlerden teleskopla izleyenlerin anlattığına göre atılan füzeler o kadar çokmuş ki bazı füzeler havada birbirine çarparak patlıyormuş.


Savaşın nihayetinde açgözlü horozlar kendilerine ait olan o güzelim yemyeşil gezegenleri paramparça etmiş ve kendilerine ait olmayan bamya gezegenin üzerinde karşı karşıya gelerek son kozlarını paylaşmışlar. Yaptıkları horoz döğüşü esnasında üzerlerinde ki bombaları gagalayarak patlatmışlar ve çok istedikleri bamya gezegeni ile beraber yok olup gitmişler.


Horozların yok olduğu ve galaksinin de perişan olduğu nükleer savaştan sonra insanlar sakladıkları tohumları almak için mağaraya gidince bir de ne görsünler? Tohumlar yerlerinde yok. Önce şaşkın şaşkın birbirlerine bakan insanlar sonra olanları anlayınca fenalık geçirerek oldukları yere yığılıp kalmışlar. Yavaş yavaş kendilerine gelince dışarı çıkıp mağaranın önünde bulunan kuru bir ağacın altına bitkin bir şekilde oturmuşlar. 


Bu sırada oralarda yiyecek arayan zürafa Hamdi yanlarına gelerek neden üzgün olduklarını sormuş. İnsanlardan biri de: “savaştan önce mağaraya sakladığımız en değerli besinlerimizin tohumlarını çalmışlar” demiş. Başka bir insanda: “kuşburnu ve ıhlamur çaylarının kendilerini sağlıklı ve mutlu yaptığını” söyleyerek, zürafaya çalınan tohumlar ile ilgili bir şeyler bilip bilmediğini sormuş.


Bu soru üzerine gözlerini kısıp kafasını sallayan zürafa Hamdi: “birkaç gün önce Volkan dağında yaşayan komik canavarların buralarda şüpheli bir şekilde dolaştıklarını” söyler söylemez insanlarda hemen gözlerini kısıp kafalarını sallamışlar. Tohumları komik canavarların çaldığını anlamışlar. Hiç vakit kaybetmeden Volkan dağına gitmek için yola çıkan kahramanlarımız yolda savaş yüzünden aç kalan ve yiyecek arayan bir zebra sürüsü ile karşılaşmışlar. Yanlarına gidip telaşlı bir şekilde Volkan dağına nasıl gidebileceklerini sormuşlar.


İnsanları dikkatle dinleyen zebraların lideri zihni de “Volkan dağına giden kestirme bir yol olduğunu” söyleyerek, “neden Volkan dağını aradıklarını” sormuş. Kahramanlarımızdan biri de “komik canavarlar kuşburnu ve ıhlamur tohumlarımızı çaldı, biz de onları bulup tohumlarımızı geri alacağız” demiş.  Zebra Zihni de: “Volkan dağını çok iyi bilen bir kartal arkadaşı olduğunu, isterlerse onun yanına götürebileceğini, ancak, çok sakin olmaları gerektiğini yoksa komik canavarları bulmalarının mümkün olmadığını” güzelce söylemiş.


Bu sırada konuşulanları dikkatli bir şekilde dinleyen yaşlı bir zebra yanlarına gelerek, “Volkan dağına gitmeden önce şuraya oturun da size acelecilikle ilgili bir anımı anlatayım” demiş ve şunları anlatmaya başlamış.     


“Bundan yedi milyar yıl önce tekerleği keşfeden insanlar zevk için ihtiyaçlarından fazla Dino avlamaya başlamışlardı. Atların çektiği arabaları kullanan avcılar çok hızlı hareket ettikleri için Dinolar insanlardan kaçamıyorlardı ve nesilleri tükenmek üzereydi. Bizde Dinoların açgözlü insanlardan kaçabilmeleri için bir alet yapmaya karar verdik ve kaykayı keşfettik. Birkaç tane kaykay yaptık ve bunları Dinolarla denedik. İşe yaradığını görünce daha fazla kaykay yaparak Dinolara vermeye başladık.


Ancak, aceleyle yaptığımız kaykaylara binerek avcılardan kaçmaya çalışan Dinolar, bir süre sonra kaykaylarını sürerken düştüler ve yakalandılar. Bizde hemen oraya giderek kaykayları incelemeye başladık. Meğer kaykayları aceleyle yaptığımız için tekerleklerin bağlantı vidalarını tam sıkmamışız. Bu vidalarda gevşek olduğu için kaykaylar hareket ettikçe açılmış ve zavallı Dinolar da düşmüşler. Kahramanlarımıza bunları anlatan yaşlı zebra üzgün bir şekilde “Dinoların neslinin tükenmesinin nedeninin sadece insanların açgözlülüğü değil kendilerinin de acelecilikleri olduğunu” söylemiş.


Anlatılanları dikkatli bir şekilde dinleyen insanlar, açgözlü olmadıkları için Allaha şükretmişler.  Ayrıca bir daha kesinlikle acele etmeyeceklerine dair birbirlerine söz vermişler.


Bu konuşmalardan sonra kahramanlarımız, zebra Zihniden kendilerini Volkan dağına götürmelerini rica etmişler. O da seve seve yardım edebileceğini söyleyince hemencecik yola çıkıp uzun ve zor bir yolculuktan sonra Volkan dağına varmışlar. Bu sırada sağlıklı kalmak için uçuş yapan kartal, zebra Zihninin bir grup insanla birlikte yuvasına doğru gittiğini görünce hemen aşağı inip karşılarına tünemiş. Kafileyi karşılayarak bu zorlu yolculuğun sebebini sormuş. Zebra Zihni de olanları bir bir anlatarak yardımına ihtiyaçları olduğunu söylemiş.


Zebrayı sakin bir şekilde dinleyen kartal, komik canavarların yaşadıkları yeri bildiğini, ancak: oraya giden gizli geçidin ejderhalar tarafından korunduğunu, ejderhaların kuytu yerlere tuzaklar kurduğunu, bu tuzaklardan kurtulanlara nöbetçiler tarafından parola sorulduğunu ve bu geçitte en fazla bir kişinin yürüyebileceğini söylemiş. Eğer içlerinde korkusuz ve cesaretli biri varsa nerelere tuzak kurulduğunu ve ilk parolayı bildiğini söyleyerek, komik canavarlar ile mücadele edebilmeleri için gerekli olan silahları da verebileceğini eklemiş.


Bir insanda: aralarında Görmez Alp isimli çok cesur biri olduğunu ama onunda gözlerinin görmediğini söyleyince, kartal: “eğer beni çok iyi dinlerse ve acele etmezse gözlerinin görüp görmemesi o kadar önemli değil” demiş.


Daha sonra kahramanımız Görmez Alp, kartalın verdiği silahları da kuşanarak kartalla birlikte Volkan dağına doğru yola çıkmış. Geçide gelince kartal kendisini dikkatle dinleyen korkusuz Görmez Alp’e komik canavarların inlerine giden tuzaklarla dolu yolu tarif etmiş.